Kayıtlar

#RotasızMasallar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor
Resim
KIRK BİRİNCİ PERDE Yaşımı düşünüyorum bazen. Kırk bir… Evet ne yaşlıyım ne de deli dolu bir genç artık. Yani öyle bir gün orada bir gün burada geçirecek, aklımda kalmasın diye tüm çılgınları deneyecek ve ilerisini düşünmesen fütursuzsa hareket edecek kadar genç değilim artık. Sorumluluklarım var, bir yol almışlığım var hayatta. Temelini attığım bir hayat var ve üzerine tuğlaları bile dizmişim. “Hadi vazgeç sen bundan da, gel şu evi çelik konstrüksiyon yapalım.” diyebilir miyim? Hiç sanmam… Ama öyle bir yaştayım ki, “Benden geçti artık. Yeni yeni heyecanlar aramaya ne gerek var. Yolunu buldun. Oradan yaşa.” da dersem kendime karşı fazlaca acımasız davranmış olurum. İnsanların kırkından sonra daha üretken olduğunu söylerler ya hep. İçindeki cevher o yaşlarda dışarı çıkar. Her halde bu arada kalmışlık hissi insanı bir şeyler yapmaya itiyor. Öyle olunca da içindeki güzellikler dışarı çıkıyor ve başlıyorsun üretmeye. Bunları düşünüyorum günlerdir. Zamanı çok çabuk tüketiyoruz, her şeyi hu...
Resim
      ROB GONSALVES'TEN BİR KAREYE DAİR      … Kendiniz için bir mum yakın, önünüze koyun ve izlemeye başlayın. Hayır bir terapi seansı falan değil yaptığımız. Sadece biraz farkındalık yaratmak amacındayım.        Uzun süre o muma bakınca hiç ısındığınızı hissettiniz mi?      Küçük bir mumu yakıp mutfak masasına oturdu Leyla. Dirseklerini masaya dayayıp gözlerini mumun alevine dikti. O küçücük alev bir süre sonra gözüne kocaman bir kamp ateşi gibi gözükmeye başladı. İlginçtir ki, yüzüne vuran sıcaklığı hissetti. Hatta sırtına vuran ayazın da onu üşüttüğünü farketti. Evinin mutfağında değil de bir ormanın tam ortasında kocaman ağaçların arasında büyük bir ateş yakmış da önünde oturuyormuş gibiydi.      Hayatınız bir çok hediyelerle size sürprizler yapıyor, farkında mısınız? Bazılarını hemen görüyorsunuz ama bazılarını da birilerinin sizin gözünüze sokması gerekiyor ki göresiniz. Herkesin hayat dinamiği de far...
Resim
YEŞİL EŞEK        … Az önce isteksizlikten dönüp baktığım çalılıkların arasından geldiğine emin olduğum sese doğru gitmek için yolun kenarında oturduğum yerden kalktım. Benim kalktığımı gören çağla bademi rengindeki eşek tedirgin oldu sanki. Bir adım geri çekilerek ağzının kenarında bir tutam otla donmuş gibi bana baktı. O güzelliğe bakmaktan beni alıkoyan sesin nereden geldiğini o kadar merak ediyordum ki artık, yanından ayrılacağım için ondan özür dilercesine baktım eşeğe. O güzel, koca gözlü hayvan, anlamış olacak ki, ağzının kenarındaki mor renkteki bir tutam otun tamamını çok havalı bir hareketle tamamen ağzının içine alıp kafasını yediği otlara umarsızca gömdü yeniden. Dile gelse, kesin “Amma takıldın sen de şu sese gereksiz yere!” diyecekmiş gibiydi. Gözlerimi eşekten ayırmama sebep olan yine o “Hişt” sesi oldu. Bu sefer daha da derinlerden geliyordu. Sanki çalıların arasında kocaman bir kuyu var ve o kuyunun içinden yankılanıyordu.      Gökten ...